Danıştay 6. Daire       2025/4173 E.  ,  2025/5047 K.
“İçtihat Metni”

T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2025/4173
Karar No : 2025/5047

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- … Odası (… şubesi)
2- … Odası (… şubesi)
VEKİLLERİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER : 1- …16…

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin…. tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İzmir ili, Urla ilçesi, … Mahallesi, Karapınar Mevkiindeki kısmi yapılaşmaya yönelik tespitler doğrultusunda Urla Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararına istinaden İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen rapor ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerin birlikte incelenmesi sonucunda, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile düzenlenen “mevcut konut alanı” kullanımının üst ölçekli planlar olan İzmir Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planındaki “kentsel yerleşik alan” kullanım kararı ile 1/25.000 ölçekli nazım imar planındaki “kentsel yerleşik (meskûn) alan” kullanım kararı ve plan hükümleri ile uyumlu olduğu, plan değişikliğine konu alanda kısmi yapılaşma tespitine esas mevcut yapıların 1992 yılı öncesinde ve döneminin mevzuatına uygun olarak yapıldıkları ve bu bağlamda müktesep haklarının bulunduğu, ancak plan açıklama raporunda, plan değişikliğine ilişkin teknik ve nesnel gerekçelerin ortaya konulmadığı, kaldırılan/azalan sosyal altyapı alanları ile kişi başına ayrılması gereken alanların karşılanıp karşılanmadığına ilişkin ayrıntılı bir açıklamaya yer verilmediği ve kaldırılan sosyal altyapı alanları için eşdeğer alan ayrılmadığı, plan değişikliğine konu alandaki taşınmazlardaki yapılar imar mevzuatına uygun olarak yapılaşmasını tamamlamış olsa da, bu alanlarda 11/07/1992 tarihinden önce usulüne uygun olarak onaylanarak yürürlüğe konulmuş uygulama imar planı ya da mevzii imar planı bulunmadığı için dava konusu alanın kısmi yapılaşma kapsamında değerlendirilemeyeceği, Kıyı Kanununun ek 3. maddesi uyarınca bu yapıların ancak mevcut hali ile korunabileceği, onarım ve güçlendirme yapılabileceği, daha önce kıyı mevzuatına uygun olarak “günübirlik alan” ve “park” olarak belirlenen bu alanların “mevcut konut alanı” kullanımına dönüştürülmesine ilişkin 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; Kıyı Kanununda kısmi yapılaşmanın hangi usulde belirleneceğine dair hükme yer verilmemekle birlikte Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte bu konunun düzenlendiği, Yönetmelikte 11 Temmuz 1992 tarihine atıfta bulunularak bu tarihten önce onaylanmış imar planına dayalı olarak yapılaşmasını tamamlamış parsellerin kısmi yapılaşmanın belirlenmesi için esas alınacağı yolunda düzenleme getirildiği ancak 11 Temmuz 1992 tarihinden önce mevzi imar planı ya da uygulama imar planı bulunmayan alanlarda, yapıldığı tarihteki mevzuata uygun olarak inşa edilmiş yapıların da bu tanım altında değerlendirileceğine dair açık bir hükme yer verilmediği, diğer taraftan, aynı Yönetmeliğin 16. maddesinde bu nitelikteki yapıların müktesep haklarının saklı olduğu kuralının getirildiği, Yönetmelikte yer verilen bu kuralların birlikte değerlendirilmesi, aynı ya da benzer durumdaki taşınmazların maliklerinin mülkiyet haklarını kullanmaları konusunda Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı sonuçlar ile karşılaşmalarının önlenmesinin hukuk devletinin gereği olduğu, bu nedenle, 11 Temmuz 1992 tarihinden önce imar planı bulunmayan alanlarda yapıldığı tarihteki mevzuata uygun olarak, kırsal yerleşik alanların sahil şeridinde veya köy yerleşme alanlarının sahil şeridinde inşa edilmiş ve yasa gereğince mevcut haliyle korunan yapıların bulunduğu imar adalarında yapılaşmış durumdaki parsellerin sayısının veya kullanılan toplam taban alanının imar adasındaki toplam parsel sayısının veya toplam alanının yüzde ellisinden fazla olması durumunun da kısmi yapılaşmanın belirlenmesine dair hesaplama içinde değerlendirilmesi ve bu usulde kısmi yapılaşmanın mevcut olduğu yolunda tespitte bulunulması halinde sahil şeridinde kalan taşınmazların kullanım kararlarının şehircilik ve planlama ilkeleri kapsamında şekillendirilmesinin Anayasanın eşitlik ilkesinin gereği olduğu, davaya konu alanda, Urla Belediye Başkanlığı tarafından hazırlanan kısmi yapılaşmaya yönelik veriler kapsamında, yapıldığı tarihteki mevzuata uygun olarak, 11 Temmuz 1992 tarihinden önce, belli imar adalarında bulunan parsellerin %100 oranında yapılaşmasını tamamladığına, bir kısım imar adalarında ise %60 ve %80 oranında yapılaşmanın tamamlanmış durumda olduğuna dair tespitlere dayalı olarak 1/5000 ölçekli nazım imar planında değişiklik yapılmasında ve bu vasıftaki imar adalarına mevcut konut alanı kullanım kararı getirilmesinde mevzuata ve planlama ilkelerine aykırılık bulunmadığı, diğer taraftan, davaya konu nazım imar planı değişikliği işlemi ile mevcut planda yer alan 71.977 m² büyüklüğündeki “günübirlik tesis alanı” ve 30.033 m² büyüklüğünde “park ve yeşil alan” kullanım kararlarının, “mevcut konut alanı” olarak belirlenmesine dair değişiklik kapsamında kaldırılan sosyal altyapı alanına karşılık eşdeğer alan ayrılmadığından bahisle davaya konu değişikliğin imar mevzuatına aykırı olduğu iddia edilmekte ise de, plan açıklama raporu ve eki belgelerin incelenmesinden, nazım imar planında park alanı olarak ayrılan 378.723 m² alanın davaya konu değişiklik ile 348.690 m²ye düşürüldüğü ve öngörülen nüfusa göre yapılan hesaplamada kişi başı 40,5 m² olan yeşil alan miktarının 35,3 m²ye indirildiği anlaşılmışsa da, esasen bölgede öngörülen yeşil alan oranının Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği eki Ek-2 Tablo ile belirlenen kişi başı 10 m² asgari standardın çok üzerinde olduğu ve bu kapsamda ilave park alanı ayrılmamasının davaya konu nazım imar planı değişikliğinin iptalini gerektirir hukuka aykırılığı tanımlamadığı, her ne kadar, davaya konu değişiklik ile alanda öngörülen nüfus kapsamında diğer sosyal ve teknik altyapı alanlarında küçük oranlarda azalma meydana gelmiş ise de, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği eki tablonun “Açıklamalar” bölümünün 2. maddesinde yer verilen “Büyükşehir belediye sınırları içerisinde yerleşme bütünlüğü gösteren, komşu ilçe belediyeleri ile bütünleşen ilçe belediyelerinde altyapı alanları bir bütün olarak hesaplanabilir.” kuralı uyarınca değerlendirme yapıldığı ve Gülbahçe Mahallesinin Urla İlçesi ve büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki konumu çerçevesinde davaya konu nazım imar planı değişikliği işleminde şehircilik ilkelerine ve mevzuata aykırılık görülmediği gerekçeleriyle istinaf başvurularının kabulüne, …. İdare Mahkemesi’nin … günlü, E:…, K:… sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu nazım imar planı değişikliğine konu alanda yapılaşmanın tamamlanmasının kısmi yapılaşmanın varlığı için yeterli olmadığı, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik kuralları uyarınca 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanarak yürürlüğe girmiş uygulama imar planı bulunmadığından, bu yerde kullanım kararlarının Kıyı Kanununun sahil şeritlerine yönelik hükümlerine göre şekillendirilmesi gerektiği, bu alanın “günübirlik alan” ve “park ve yeşil alan” olarak belirlenen kullanım kararının “mevcut konut alanı” olarak değiştirilmesinin kamu yararına ve mevzuata aykırı olduğu, mevcut konut alanı kullanımı ile yoğunluğun artırılmasına rağmen donatı alanlarında artış yapılmadığından planın şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırı olduğu, bu nedenle aksi yöndeki temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davalı tarafından; temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
Davalı yanında müdahiller tarafından; savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : İzmir ili, Urla ilçesi, Gülbahçe Mahallesi, Karapınar Mevkiindeki kısmi yapılaşmaya yönelik tespitler doğrultusunda Urla Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararına istinaden İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptali yolundaki mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararın kaldırılarak davanın reddine dair idari dava dairesi kararının davacılar tarafından temyizen bozulması istenilmektedir.
Dava konusu uyuşmazlık, 11/07/1992 tarihinden önce mevzi imar planı ya da uygulama imar planı bulunmayan alanlarda, yapıldığı tarihteki mevzuata uygun olarak yapı ruhsatı alarak inşa edilmiş yapıların kısmi yapılaşma kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususunda ortaya çıkmıştır.
Kıyı mevzuatına göre kısmi yapılaşma tespitlerinin belirli koşullar altında gerçekleştirmesi esastır. Buna göre ilk olarak, ilgili alanda 11 Temmuz 1992 öncesinde onaylı bütüncül veya mevzi imar planı bulunması gerekmektedir. Aynı zamanda, 1992 tarihi öncesinde söz konusu imar planı sınırları içerisinde, igili imar planına göre yapılaşmanın ruhsatlandırılmış olan ve eğer 11 Temmuz 1992 tarihi öncesinde yapılaşmasını tamamlamamış ise, su basman seviyesinde inşaatın başlamış olduğu yapıların, planın kara yönünde 100 metrelik bandı içerisinde kalan kesiminde yer alan imar adaları toplamı içerisindeki yapılaşmaya olan oranının %51’in üzerinde olması gerekmektedir.
Bu noktada tekrar belirtmek gerekir ki “kısmi yapılaşma” bir durum tespitinden öte kıyı mevzuatında açıkça tanımlanmış olan hukuki bir terimdir. Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesinde “kısmi yapılaşma” tanımı kapsamında verilen ve (a), (b), (c) ve (d) maddelerinin tümünde “1/1000 ölçek imar planı” ya da “uygulama imar planı” ifadeleri yer almaktadır. Başka bir ifade ile, kıyı mevzuatı çerçevesinde bir alanda kısmi yapılaşmanın varlığı ancak “1/1000 ölçekli mevzii ya da uygulama imar planının varlığı ve yapılaşmanın belirtilen oranda ve şekilde bu planlara uygun gerçekleşmiş olması ile mümkündür.
Bu durumda, plan değişikliğine konu alanda yapıldığı tarihteki mevzuata uygun olarak yapı ruhsatı alarak inşa edilmiş yapılar bulunsa da, bu alanlarda 11/07/1992 tarihinden önce usulüne uygun olarak onaylanarak yürürlüğe konulmuş uygulama imar planı ya da mevzii imar planı bulunmadığı için dava konusu alanın kısmi yapılaşma kapsamında değerlendirilemeyeceği, Kıyı Kanununun ek 3. maddesi uyarınca bu yapıların ancak mevcut hali ile korunabileceği, onarım ve güçlendirme yapılabileceği, daha önce kıyı mevzuatına uygun olarak “günübirlik alan” ve “park” olarak belirlenen bu alanların “mevcut konut alanı” kullanımına dönüştürülmesine ilişkin 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olmadığından dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İzmir ili, Urla ilçesi, … Mahallesi, Karapınar Mevkiini kapsayan bölgenin İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında “kentsel yerleşik alan” kullanımında kaldığı, 1/25.000 ölçekli nazım imar planında kullanım kararının “kentsel yerleşik (meskûn) alan” olduğu, yapılaşmasını büyük oranda tamamlamış bu yerleşim alanına dair 2016 yılında onaylanan ilk 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile getirilen günübirlik tesis alanı, park ve yeşil alan kullanım kararına itirazlarda bulunulması üzerine 2019 yılında nazım imar planında değişiklik yapıldığı ve bu değişikliğe de itiraz edilmesi sonrasında kısmi yapılaşmanın mevcudiyetine yönelik çalışma yapıldığı, son olarak … tarih ve … sayılı Urla Belediye Meclisi kararı ile yeni kısmi yapılaşma paftalarının uygun bulunarak büyükşehir belediyesine sunulması üzerine, kısmi yapılaşmayı sağlayan alanları koruyacak şekilde sahil şeridinin yeniden düzenlenmesine ve bu vasıftaki alanların “mevcut konut alanı” olarak imar planına işlenmesine dair 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve… sayılı kararıyla kabul edildiği, 12/05/2022-10/06/2022 tarihleri arasında ilan edilen bu nazım imar planı değişikliğinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
3194 sayılı İmar Kanununun “Tanımlar” başlıklı 5. maddesinde, Nazım İmar Planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plandır.” tanımı getirilmiş; aynı Kanun’un “Mekânsal planlama kademeleri” başlıklı 6. maddesinde, “Mekânsal planlar, kapsadıkları alan ve amaçları açısından Mekânsal Strateji Planlarına uygun olarak; “Çevre Düzeni Planları” ve “İmar Planları” kademelerinden oluşur. İmar planları ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanır. Her plan bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanır. Mekânsal strateji planlarında; kalkınma planı ile varsa bölge planları, bölgesel gelişme stratejileri ve diğer strateji belgelerinde ortaya konulan hedefler dikkate alınır. Büyükşehirlerde 1/25.000 ölçekli nazım imar planının yapılmış olması, gerekli görülen bölgelerde 1/5.000 ölçekli nazım imar planlarının yapılmasına engel teşkil etmez.” kuralına yer verilmiştir.
3621 sayılı Kıyı Kanununun 4. maddesinde, sahil şeridi kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alan olarak tanımlanmış; 8. maddesinde ise, ”Uygulama imar planı bulunmayan alanlardaki sahil şeritlerinde, 4 üncü maddede belirtilen mesafeler içinde hiç bir yapı ve tesis yapılamaz. Uygulama imar planı bulunan yerlerde duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz. Moloz, toprak, cüruf, çöp gibi kirletici ve çevreyi bozucu etkisi olan atık ve artıklar dökülemez, kazı yapılamaz. Ancak bu alanlarda; uygulama imar planı kararıyla altı ve yedinci maddede belirtilen yapı ve tesislerle birlikte toplum yararına açık olmak şartıyla konaklama hariç günü birlik turizm yapı ve tesisleri yapılabilir.” kuralına yer verilmiş; aynı Kanunun ek 3. maddesinde ise, “11/7/1992 tarihinden önce yapıldığı tarihteki mevzuatına uygun olarak yapılan yapılardan; a) Büyükşehir belediye sınırları içinde köyden mahalleye dönüşen ve ilgili idaresince kırsal yerleşik alan kabul edilen yerleşme alanlarının sahil şeridinde kalan yapılar, b) Belediye sınırları içinde olanlar dâhil köy statüsünü koruyan, köy yerleşme alanlarının sahil şeridinde kalan yapılar mevcut haliyle korunur. Bu yapılar, kat mülkiyeti tesis edilmemek ve herhangi bir müktesep hak teşkil etmemek ve mevcut kontur ve gabari aşılmamak kaydı ile yöreye uygun cephe değişikliği ve onarımı ile can ve mal güvenliği için güçlendirme yapılarak kullanılabilir. Bu nitelikteki köy yerleşme alanlarının sahil şeridinde kalan kısımlarında yeni yapı yapılamaz.” kuralına yer verilmiştir.
Diğer taraftan, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinde, “… Kısmi Yapılaşma: a) Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında; 11 Temmuz 1992 tarihinden önce belirli bir kullanım amacına dayalı olarak onaylanmış 1/1000 ölçekli mevzii imar planlarının kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik kesim içerisindeki imar adalarında; üzerinde yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan plan ve mevzuata uygun olarak tamamlanmış yapılar ile ruhsat alınarak en az subasman seviyesinde inşaatı tamamlanmış yapıların bulunduğu parsellerin sayısının veya kullanılan toplam taban alanının imar adasındaki toplam parsel sayısının veya toplam alanının yüzde ellisinden fazla olması durumudur. Üzerinde birden fazla yapı yapılması mümkün olan parseller, en az subasman seviyesinde inşaatı tamamlanmış olmak kaydı ile taban alanı veya yapı sayısı itibariyle bu kapsamda değerlendirilir.
b) Kentsel ve kırsal yerleşmelerde; meskun ve gelişme alanlarını kapsamak yerleşmenin mevcut ve projeksiyon nüfusuna dayalı gerekli tüm kullanım ve fonksiyonları içermek üzere hazırlanmış ve 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarının kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik bandı içerisinde kalan kesiminde yer alan imar adalarının sayısının yüzde ellisinden fazlasında, (a) bendindeki tanıma uygun yapılaşma olması durumudur. Aksi halde (a) bendi hükümleri geçerlidir.
c) (Değişik:RG-24/10/2020-31284) 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanununa tabi alanlarda; bu Kanun kapsamında 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış turizm amaçlı uygulama imar planlarının, kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik bandı içerisinde kalan kesimindeki imar adalarının yüzde ellisinden fazlasında, (a) bendindeki tanıma uygun yapılaşma olması durumudur. Aksi halde (a) bendi hükümleri geçerlidir.
d) (Değişik:RG-24/10/2020-31284) 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanununa tabi alanlarda; turizm dışı kullanımlara yönelik olarak hazırlanmış ve 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarının ilgi ve kapsamına göre (a) veya (b) bentlerindeki tanımlara uygun yapılaşmış olması durumudur.” kuralları getirilmiş; aynı Yönetmeliğin 16. maddesinde, “Sahil şeridinde 11 Temmuz 1992 tarihinden önce yürürlükteki plan ve/veya mevzuata uygun olarak yapılmış veya inşaat ruhsatı alınarak en az subasman seviyesine kadar inşaatı tamamlanmış yapılardaki müktesep haklar saklıdır. Bu hüküm, üzerine birden fazla yapı yapılmak üzere ruhsat alınmış parsellerdeki en az subasman seviyesindeki yapılar için de geçerlidir.” hükmü getirilmiş; Sahil şeridinde Planlama” başlıklı 17. maddesinde, “Sahil şeridinde uygulama imar planı yapılıp onaylanmadan uygulamaya geçilemez. Tamamen veya kısmen yapılaşmamış sahil şeritlerinde yapılacak plânlar: Kanunun 5 inci maddesindeki esaslar dikkate alınarak aşağıdaki şekilde düzenlenir. Sahil şeritlerinin birinci bölümünü içeren uygulama imar planları, tümüyle açık alan olarak toplumun kullanımına tahsis edilecek şekilde düzenlenir. Bu alanlarda sadece yaya yolları, gezinti ve dinlenme alanları, seyir teras ve alanları ile bu Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde tanımlanan rekreaktif amaçlı kullanımlar ile bu Yönetmeliğin 13 üncü maddesinde belirlenen yapı ve tesisler yer alabilir. Bu alan içinde toplumun yararlanmasına açık yapılar da dahil olmak üzere başka hiç bir yapı ve tesis yapılamaz. Sahil şeridinin ikinci bölümünde yapılacak planlar, bu Yönetmeliğin 13 ve 14 üncü maddesinde sayılan yapı ve tesisler ile toplumun yararlanmasına açık olmak şartı ile konaklama hariç bu Yönetmelikte tanımlanan günübirlik turizm yapı ve tesislerini kapsayacak şekilde düzenlenir….” düzenlemesine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacılar tarafından, dava konusu nazım imar planı değişikliğine konu alanda yapılaşmanın tamamlanmasının kısmi yapılaşmanın varlığı için yeterli olmadığı, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik kuralları uyarınca 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanarak yürürlüğe girmiş uygulama imar planı bulunmadığından, bu yerde kullanım kararlarının Kıyı Kanununun sahil şeritlerine yönelik hükümlerine göre şekillendirilmesi gerektiği, bu alanın “günübirlik alan” ve “park ve yeşil alan” olarak belirlenen kullanım kararının “mevcut konut alanı” olarak değiştirilmesinin kamu yararına ve mevzuata aykırı olduğu, mevcut konut alanı kullanımı ile yoğunluğun artırılmasına rağmen donatı alanlarında artış yapılmadığından bu durumun şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırı olduğu iddialarıyla dava açılmıştır.
Uyuşmazlıkta, İzmir ili, Urla ilçesi, … Mahallesi, Karapınar Mevkiinde yapılaşmış alanları da içeren sahil şeridinin kullanım kararının ilk olarak 2016 yılında onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile belirlendiği ve kıyıdan itibaren ilk 50 metrelik alanın park ve yeşil alan, ikinci 50 metrelik alanın ise günübirlik tesis alanı kullanımına ayrıldığı, itirazlar üzerine Urla Belediye Başkanlığınca bu yerde kısmi yapılaşmanın mevcut olup olmadığına dair çalışma yapıldığı, parselasyon planı bulunup, parselasyon planı doğrultusunda yapı kullanma belgesi bulunan ancak mevzi imar planı bulunmayan alanlarda; İl İdare Kurulunun … tarihli, … sayılı kararı ile onaylı Gülbahçe-Karapınar Köy Yerleşik Alanı sınırı içerisinde kalan ve bu doğrultuda yapılaşma izni alarak yapı kullanma izin belgeleri bulunan ancak parselasyon planı ve mevzi imar planı bulunmayan parsellerde; kıyı bütününde kadastral ada bazında ve parselasyon sınırı bazında %50 doluluk oranına ve mevzi imar planı sınırlarına bakılarak yeniden tespit edildiği ve analiz paftaları hazırlanarak kısmi yapılaşmayı sağlayan alanların pafta üzerine işaretlendiği, 11 Temmuz 1992 tarihinden önce yapılaşmasını tamamlamış olan parsellerin doluluk oranlarının belirlendiği ve bu usulde kısmi yapılaşmanın mevcut olduğu yolunda değerlendirme yapılarak, kısmen ya da tamamen yapılaşmış durumdaki parsellerin kullanım kararının mevcut konut alanı olarak belirlenmesine dair dava konusu nazım imar planı değişikliğinin kabul edildiği görülmüştür.
İdare Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda; kıyı mevzuatı doğrultusunda 11/07/1992 tarihinden önce onaylanmış yürürlükte olan herhangi bir imar planı bulunmuyor ise, bu alanlarda kısmi yapılaşma hesabına altlık teşkil edecek bir belgeden ve dolayısıyla kısmi yapılaşmadan bahsedilemeyeceği, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16(a) maddesi gereği yapılacak imar planı çalışmasında sahil şeridinin 100 metre olarak belirlenmesinin gerektiği, bu nedenle yapılan kısmi yapılaşma tespitinin ve bu tespite dayalı olarak onaylanan nazım imar planı değişikliklerinin kıyı mevzuatına aykırı olduğu; Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16. maddesinde yer alan, “kentsel ve kırsal yerleşmelerde kısmen veya tamamen yapılaşma varsa onaylı imar planındaki sahil şeridi geçerlidir.” kuralı olduğundan plan değişikliğine konu alanlarda mevcut yapılar mevzuata uygun olarak yapılaşmış olsa da, 11/07/1992 tarihinden önce onaylı imar planı bulunmadığı için dava konusu alanın kısmi yapılaşma kapsamında değerlendirilemeyeceği; bu durumda dava konusu alan gibi kısmi yapılaşmaya konu olamayan ancak mevzuata uygun olarak sahil şeridindeki yapılaşmanın kazanılmış haklarının ve kullanımlarının korunabilmesi için 3621 sayılı Kıyı Kanununa 14/02/2020 tarihinde ek 3. maddenin ilave edildiği, dava konusu sahil şeridinde kalan yerleşme alanlarının, geçmişte “köy yerleşik alanı” olarak tanımlı iken, mevzuat gereği mahalleye dönüşen alan sınırları içerisinde mevzuata uygun olarak yapılmış yapıların, ek 3. Madde uyarınca mevcut haliyle korunabilecek, onarım ve güçlendirme yapılabilmesine olanak sağlanabilecek nitelikte olduğu; ancak, söz konusu düzenlemenin bu yapıları içeren alanların imar planlarında konut alanı olarak düzenlenmesi sonucunu ortaya çıkarmadığı; bu nedenlerle kıyı mevzuatına uygun olarak “günübirlik alan” ve “park” olarak belirlenen alanların “mevcut konut alanı” kullanımına dönüştürülmesine ilişkin plan değişikliğinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olmadığı tespitlerine yer verilmiştir.
İncelenen dosyada, uyuşmazlık, 11/07/1992 tarihinden önce mevzi imar planı ya da uygulama imar planı bulunmayan alanlarda, yapıldığı tarihteki mevzuata uygun olarak yapı ruhsatı alarak inşa edilmiş yapıların kısmi yapılaşma kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususunda ortaya çıkmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri göz önüne alındığında, sahil şeridinden yararlanmanın kamunun kullanımına açılmasında kamu yararı olduğu kabul edilmekle birlikte, 3621 sayılı Kanundan önce yürürlükteki mevzuata uygun olarak onaylanmış plan kararları uyarınca yapılaşmış veya yapılaşmamış olsa dahi belli koşulların gerçekleşmesi şartıyla (geçerli bir kıyı kenar çizgisinin esas alınması suretiyle 11/07/1992 tarihinden önce onaylanmış imar planlarına göre kısmi yapılaşma koşullarının gerçekleştiği haller) yasanın eşitlik ilkesi çerçevesinde tanıdığı haktan yararlanan taşınmazların hukuki statüsünün geçerli olduğu kazanılmış hak kavramı çerçevesinde kabul edilerek daha önce kanunla belirlenmiş hakların korunması ve kişilerin mağdur edilmemesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Kanun ve Yönetmelik gereği önceki mevzuata göre onaylanmış imar planları uyarınca yapılaşma veya kısmi yapılaşma koşullarını taşıdığı için hukuken kabul edilen imar haklarının, tıpkı diğer yürürlükteki mevzuata göre getirilmiş mevcut plan kararları gibi zorunlu durumlarda revizyon ve değişikliğe tabi tutulabileceğinde duraksama bulunmamaktadır.
Kıyıların ve sahil şeritlerinin kullanım amaçlarına göre derinliği, kişilerin bu yerlerden yararlanma olanakları ve şartları Kıyı Kanunu ile düzenlenmiş ve anılan Yasa’da kıyı ve sahil şeritlerinin kamu yararına kullanımının sağlanması, kıyının korunması amacına yönelik olarak yapılabilecek yapılar sınırlı olarak sayılarak, Kıyı Kanunundan önce oluşmuş hakların nasıl ve hangi ölçüler içinde korunabileceğini belirlemek için geçici madde eklenmiş ve buna uygun olarak Yönetmelik’le kısmi yapılaşma tanımlanmış ve mevcut hakların sınırları belirlenmiştir.
Kıyı mevzuatına göre kısmi yapılaşma tespitlerinin belirli koşullar altında gerçekleştirmesi esastır. Buna göre ilk olarak, ilgili alanda 11 Temmuz 1992 öncesinde onaylı bütüncül uygulama imar planı veya mevzi imar planı bulunması gerekmektedir. Aynı zamanda, 1992 tarihi öncesinde söz konusu imar planı sınırları içerisinde, igili imar planına göre yapılaşmanın ruhsatlandırılmış olan ve eğer 11 Temmuz 1992 tarihi öncesinde yapılaşmasını tamamlamamış ise, su basman seviyesinde inşaatın başlamış olduğu yapıların, planın kara yönünde 100 metrelik bandı içerisinde kalan kesiminde yer alan imar adaları toplamı içerisindeki yapılaşmaya olan oranının %51’in üzerinde olması gerekmektedir.
Bu noktada tekrar belirtmek gerekir ki “kısmi yapılaşma” bir durum tespitinden öte kıyı mevzuatında açıkça tanımlanmış olan hukuki bir terimdir. Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesinde “kısmi yapılaşma” tanımı kapsamında verilen ve (a), (b), (c) ve (d) maddelerinin tümünde “1/1000 ölçekli mevzii imar planı” ya da “uygulama imar planı” ifadeleri yer almaktadır. Başka bir ifade ile, kıyı mevzuatı çerçevesinde bir alanda kısmi yapılaşmanın varlığı ancak “1/1000 ölçekli mevzii ya da uygulama imar planının varlığı ve yapılaşmanın belirtilen oranda ve şekilde bu planlara uygun gerçekleşmiş olması ile mümkündür.
Dava konusu uyuşmazlıkla ilgili olarak Urla Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı yazısı ile İzmir ili, Urla ilçesi, Gülbahçe Mahallesi, Karapınar Mevkiinde İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin 08/02/2016 tarihli kararıyla 1/5000 ölçekli … Mahallesi ve Karapınar Mevkii Nazım İmar Planının onaylandığı, onaylanan nazım imar planı doğrultusunda 1/1000 ölçekli Gülbahçe Mahallesi ve Karapınar Mevkii Uygulama İmar Planının Urla Belediye Meclisinin 06/08/2019 tarihli kararı ve İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin 15/11/2019 tarihli kararıyla kabul edildiği, planlar askıya çıkarıldıktan sonra uygulama imar planına yapılan itirazların incelenmesi esnasında Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesinde yer alan kısmi yapılaşma kavramının uygulanmasında tereddüte düşüldüğünün belirtildiği, öte yandan, köy yerleşik alanları ve köy statüsünü koruyan köy yerleşme alanlarının sahil şeridinde kalan yapılara yönelik olarak 14/02/2020 tarihinde 3621 sayılı Kıyı Kanununa eklenen ek 3. Maddesindeki hususlarla ilgili olarak bu alanlarda Yönetmeliğin kısmi yapılaşma belirleme usullerinin nasıl uygulanacağına dair açıklama getirilmesi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğünden istenmiştir.
Anılan yazıya karşı Bakanlığın … tarihli, … sayılı cevabi yazısında; kıyı bölgesinde yapılacak bir imar planı çalışması kapsamında büyükşehir belediye sınırları içinde köyden mahalleye dönüşen ve ilgili idaresince kırsal yerleşik alan kabul edilen yerleşme alanlarının veya belediye sınırları içinde olanlar dahil köy statüsünü koruyan köy yerleşme alanlarının olması halinde, bu alanlarda, eğer 11/07/1992 tarihinden önce onaylanmış yürürlükte olan herhangi bir imar planı bulunmuyor ise, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16(a) maddesi hereği yapılacak imar planı çalışmasında sahil şeridinin 100 metre olarak belirleneceği, ancak Kıyı Kanununa 14/02/2020 tarihinde eklenen ek 3. maddesi, kırsal yerleşil alan kabul edilen yerleşme alanları ile köy statüsünü koruyan yerleşme alanlarında yapılacak imar planı çalışmasıyla belirlenecek 100 metrelik sahil şeridi içerisinde kalan ve 11/07/1992 tarihinden önce yapıldığı tarihteki mevzuatına uygun olarak yapılan yapıların mevcut haliyle korunacağını hüküm altına aldığı, bu yapıların korunması hususunun, kıyı mevzuatının öngördüğü kısmi yapılaşmadan gelen bir müktesep hakla ilişkili olmadığı, bu alanlarda herhangi bir meri imar planı olmaması da dikkate alındığında, bu alanlarda kısmi yapılaşma hesabına altlık teşkil edecek bir belgeden bahsedilemeyeceği gibi, kısmi yapılaşma hesabına konu edilecek bir durumun da söz konusu olmadığı, bu alanlarda kalan yapılar varsa öncelikli olarak bu yapıların 11/07/1992 tarihinden önce mülga 6785 sayılı İmar Kanununun ilgili hükümleri ile 3194 sayılı İmar Kanununun 27. maddesi ve Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin hükümlerine uygun olarak yapılmış olup olmadıklarının irdelenmesi gerektiği, mevzuata uygun olarak yapılmış yapılar olduğu tespit edilmesi halinde, yapılacak imar planı çalışması kapsamında 100 metrelik sahil şeridi içerisinde kalan bu yapıların mevcut haliyle korunacağı, kat mülkiyeti tesis edilmemek ve herhangi bir müktesep hak teşkil etmemek ve mevcut kontur ve gabari aşılmamak kaydı ile yöreye uygun cephe değişikliği ve onarımı ile can ve mal güvenliği için güçlendirme yapılarak kullanılabileceği, bu nitelikteki köy yerleşme alanlarının sahil şeridinde kalan kısımlarında yeni yapı yapılamayacağı hususunun Kıyı Kanununun ek 3. maddesi uyarınca plan hükmüne bağlanması gerektiği belirtilmiştir.
Bu durumda, plan değişikliğine konu alanda yapıldığı tarihteki mevzuata uygun olarak yapı ruhsatı alarak inşa edilmiş yapılar bulunsa da, bu alanlarda 11/07/1992 tarihinden önce usulüne uygun olarak onaylanarak yürürlüğe konulmuş uygulama imar planı ya da mevzii imar planı bulunmadığı için dava konusu alanın kısmi yapılaşma kapsamında değerlendirilemeyeceği, Kıyı Kanununun ek 3. maddesi uyarınca bu yapıların ancak mevcut hali ile korunabileceği, onarım ve güçlendirme yapılabileceği, kıyı mevzuatına uygun olarak “günübirlik alan” ve “park” olarak belirlenen bu alanların “mevcut konut alanı” kullanımına dönüştürülmesine ilişkin 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olmadığından dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptaline ilişkin mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararın kaldırılarak davanın reddine dair temyize konu İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacıların temyiz isteminin kabulüne,
2. Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararının kaldırılarak yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 20/10/2025 tarihinde, kesin olarak, oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY (X): Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairelerince verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
… Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, anılan kararın onanmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla Dairemiz kararına katılmıyorum.